10.02.2009

başlık yok...

Dün sabah feci bir baş ağrısıyla uyandım.
Ya da uyanınca başımın zonkladığını farkettim, neyse...
07.00-08.00 arası uyku ile uyanıklık arasında gidip gelirken
bu ağrı ile işe gidemeyeceğimi idrak edip, çalar saatini duymayan
kardeşimi kaldırdım "sen git, benim migrenim tuttu

gelemeyeceğim" diyerek tekrar yattım...( kardeşimle aynı iş
yerinde çalıştığımızı yazmış mıydım daha önce ? üstelik işe
beraber gitmeyiz hiç :) yazarım bir ara bunu )

Bir süre yattıktan sonra uyuyamayacağımı anlayınca kalkıp

annemi aradım. Böyle hasta olup işe gidemediğim zamanlarda,
hazır fırsat bulmuşken uyumak istesem de nedense pek
uyuyamam... Yine böyle zamanlarda çok mecbur kalmadıkça
annemi aramam. Eğer gün içinde beni aramamışsa, hasta
olduğumdan akşama haberleri olur ancak. Ben hastayken biri
sürekli yanımda dursun, benle ilgilensin, elimi tutsun, istediğimi
getirsin modundaki insanlardan değilim. Acımı sesimi çıkarmadan
kendi kendime çekerim... Kardeşim öyledir mesela. O yüzden çok
kötü olursa gidip annemlerde kalır, onun beklediği ilgi, alaka ve
şefkati ben gösteremeyeceğim için :)

Annemi aradım çünkü evde ekmek ve ağrı kesici kalmamıştı.
İkisinin alakası da şu: aç karnına ağrı kesici içince midem ağrıyor.
İşin kötüsü de midem bulandığı için bişi yiyesim ve hazırlayasım
yoktu. Neyse...Annem biraz sonra geldi. ( aileye yakın oturmanın
faydaları ) ilk iş odamın perdelerini açtı ve "camı da açayım mı"

diye sordu.." perdeleri kapa, camı aç" dedim...Zira kendisinin de
çok iyi bildiği gibi migrene ışık yaramaz! Sonra da "kuantum
fiziğine göre olumlama yapmaktan" bahsetmeye başladı. Başımın
ağrısını olumlama yaparak geçirebilirmişim, Şanal Bey v.s bişiler
anlatırken sözünü kesip, beynimin zonkladığını ve şimdi kuantum
olumlamasıyla filan uğraşamayacağımı söyledim. Sonra kahvaltı
getirdi, ilaç içtim...Annem de bu arada ortalığı toparladı,
bulaşıkları yıkadı :) sonra da yapacağı başka birşey olmadığı
için gitti.. ( buraya kadar yazdıklarımı okuyunca gereksiz
ayrıntıya girip yazıyı çok uzattığımış olduğumu farkettim ama
kısaltamayacağım ne yapalım...bir haftadır yazmadığıma
sayılsın :p ) Öğlen olduğunda başımın ağrısı epey hafiflemiş ama
hiç uyuyamamış olarak kalktım. İş yeri ile irtibata geçip acil olan
birkaç işi yaptım. Bir yerden haber beklerken boş durmamak
için Lost 5.sezon, 3. bölümün izlemeye fırsat bulamadığım
ikinci yarısını izledim. İşlerin evden yapabileceğim kısmı bitince,
Lost'un 4.bölümünü de izledim. Başımın tekrar ağrımasından
korkarak ve önceki gün izlediğim Benjamin Button'un uzunluğunu
düşünerek "Sahtekar" filmini seyretmekten vazgeçtim.
( zaten arka arkaya o kadar çok şey izlemem normalde )
Sonra Pasaj.com da geçen hafta açtığım ama içi henüz boş olan
dükkan için biraz takı yaptım. ( bunu da ayrıca yazarım, dükkan
dediğime bakmayın pek ciddi bişi değil ) saat 5 gibi yemekteyiz
programı aklıma geldi, televizyonu açtım. Normalde gündüz evde
olduğumda hiç tv izlemem. Yemekteyiz'i akşamları bazen
izlediğim için merak ettim. ( bunu da geçiyorum, ayrıca
yazılacaklar listesinde zaten bekliyor ne zamandır :)
Reklamlarda İzdivaç şeysine takıldım... Bunu daha önce hiç
izlemedim diyebilirim. Bir kez sonunu görmüştüm.
Formatını biliyorum ama izlemek farklıymış :) Şimdi adını
unuttuğum 60'lı yaşlarda bir hanıma dört talip geldi.
Bu konudaki sosyo-psikolojik analizimi (yuh amma iddialı oldu)
yazsam uzun süreceği için onu da geçiyorum :)
geç geç nereye kadar alla alla...Sonunda akşam oldu.
( çok şükür diyen vardır belki ) Nedense kendimi boş bir
gün geçirmiş gibi hissettim :) Ben annemlere gittim bu sefer.
( ne çok parantez açıyorum yahu, biz akşam yemeklerini orda
yiyoruz da...paramız yok yemek pişiremiyoruz amca )
Bu arada sonunda yazacağım şeyi hatırladım. Eve döndükten
sonra annemle biraz daha konuşmuş olduğumuz "olumlama"
şeysini araştırdım azıcık. Aslında bildiğim-iz pozitif/olumlu
düşünce felsefenin bir türevi gibi...Bunu da çok kişi biliyordur
sanırım. (Artık bu tür şeylerden böğğ geldiği için pek
ilgilenmiyordum) Zaten pozitif düşünce odaklı yaşayan biriyim.

R.Şanal'ın sitesini incelerken asıl ilgimi çeken "ekminezi deneyi"
konusu oldu. ( önceki hayatlara doğru yapılacak yolculuk için
hipnotik trans ) Reenkarnasyona teorik olarak inanmasam da
fantastik olarak bunu düşünmek hoşuma gider. Ve hep bir
hipnoz seansına katılarak önceki hayatımda! ne olduğumu
öğrenmek istemişimdir. Tabii bunun yapılacağı ortamın
güvenilir olması ve benzeri bir sürü detay var...
Karar verdim maddi durumum düzeldiği zaman bunu
orada gerçekleştireceğim.
Huhh..yazı bitti :)

D.N : Nedense epeydir yazmadığım ve haftanın temasına da
uygun olacağını düşündüğüm için bu hafta "Aşk" hakkında yazılar
yazmaya karar verdim :) ( dış mihraklardan etkilenmez ve
yazabilirsem tabii )

5 yorum:

geçkalmadımki dedi ki...

Geçmiş olsun, yazın hiç uzun gelmedi bana..
Umarım iyileşmişsindir..
Sevgiler...

Adsız dedi ki...

üff
biliyorum ben o baş ağrılarını
iyi dayanmışın ekrana bakmaya

şu hipnoz meselesi hobi deneyim olabilir..
ama migren krizinde olumlama ..
hiç sanmıyorum =)

bi de uzun yaz sen..
dış mihrakları da salla
aşk da yaz..
=)

atalet....

Kedi Narnia dedi ki...

migrene dair hiç bir tecrübem yok. ama benim 18 lik sanırım ölene kadar uğraşacak bununla...

çok çok geçmiş olsun. yeni yerin hayırlı uğurlu olsun diyemedim sana... onuda çıkarıvereyim aradan :)))

.. dedi ki...

esasında gıcık bişey anlatıyorsun ama (ağrı migren uykusuzluk vs..) ben pek seve seve okudum.
yine olsa yine okurum.
yazı yani, ağrı değil 8)

Ada dedi ki...

Geçkalmayan'a :
İyiyim şimdi, teşekkürler Funda'cım..

Ataletim :
Boş boş oturamıyorum ne yapayım,
ekrana bakmasam kitap okurdum :)
Yazacağım bakalım bişiler...

Dolphin'e :
Teşekkürler :) Migren tecrüben hiç
olmasın zaten..18'lik için yol yakınken şunu-bunu yapsın diyebileceğim bişi gelmedi aklıma:(

Saklıcan'a :
Aslında bu ağrılardan bahsetmeyi
hiç sevmiyorum fakat şiddetli olanları buraya yazınca geriye yönelik istatistiki bilgi açısından
faydalı oluyor...( ne faydasıysa!yani doktor sorunca filan )
şiddetli veya hafif olanlar müsade
ederse ben daha uzunn yazılar yazacağım inşallah :)Sağol..