Eskiden beğendiğim cümleleri deftere not ederdim, çalışmaya
başladıktan sonraları not kağıtlarına yazmaya devam ettim.
Daha sonra ise sayfaların arasına şerit post-itler veya kağıttan
işaretler koymaya...( gittikçe üşengeçleşmişim yani )
Hayatım boyunca sürekli okuduğum birşeyler olduğu için
hepsine aynı şeyi yapmam mümkün değil tabii. Fakat kayda
değer bir cümle kendini her zaman belli eder... Kayda almak ise
o anki psikolojime göre değişir :) Blog yazmaya başladığımdan
beri sık yapmak istediğim fakat çok az kitap için uyguladığım;
dikkatimi çeken, beğendiğim, ilginç bulduğum satırları ve kitap
hakkındaki kısa yorumlarımı burada paylaşma olayına yeni
blogda da devam etmek istiyorum
Bab-ı Esrar, Ahmet Ümit'inçoğu kez sonu şaşırtıcı biten süpriz katilli polisiye
romanlarından değil. İçinde sırlar, polisiye unsurlar, cinayetler
tabi ki var... Ama daha fantastik, edebi ve derinliği olan
bir roman olmuş bana göre. Gerçi kendisini hiç bir zaman
sıradan poliye yazarı olarak görmedim.
Kitabın konusunu anlatmaktan ziyade dikkatimi çeken ve beni
düşündüren kısımlarından kısaca bahsetmek istiyorum:
- Mevlana ve Şems'in arasındaki ilahi aşk'ı bazen anladığımı,
bazen de anlayamadığımı düşünüyorum. İnsanın başka birinde
kendini bulması... bu çok anlaşılır bir şey. Başkasında Allah'ı
bulması..bu da olası.. Fakat başkasında "Allah aşkı" ile yanmak!
Bunu anlayabilmek daha zor... Şems'in Mevlana'yı sınamak için
ondan güzel bir kadın ve oğlan isteyince eşiniyle, oğlunu ona
getirmesi bana tuhaf geldi...
( bu olaylar gerçekten yaşandı ise elbette )
bu konu derin, uzatmayım :)
- Kimya Hatun ve Şems evliliği
- Şems'in türbesinin Konya'da olması ( gittiğimde görmedim ve
duymamıştım )
-Kendisi "güneş" olan Şems'in, Mevlana'nın gölgesinde kalışı.
- Konya’dan bahsedilirken sürekli yaklaşık 11 yıl önce oraya
tek başıma yaptığım ilk iş seyahatini, o zaman yaşadıklarımı
anımsadım. ( yazarım belki bunu )
- Kitapta en hoşuma giden karakterlerden biri, görüşlerine
tümüyle katılmasam da Karen’in annesiydi.
- Çocukken; Mevlana'nın tabutunu getirdikleri zaman saygısından
babasının sandukası ayağa kalkmış diye anlatırlardı. Bu yüzden hep
dik duran bir sanduka imgesi vardı kafamda :)
( Aslında düşey durur, yani doğrulmuş da tam kalkmamış gibi...)
Kitapta bu olaya kısaca değinmiş, oradan aklıma geldi.
Ve notlar :
Ey sırrı araştıran kişi !
Can var can içinde, kalbine inde ara
Sen kendi özünü kendinde ara
Ey sırrı araştıran kişi, her yerde ara
Lakin o değil dışarıda, kendi içinde ara
................................................................
Sana dilsiz dudaksız sözler söyleyeceğim.
Bütün kulaklardan gizli sırlardan bahsedeceğim
Bu sözleri sana, herkesin içinde söyleyeceğim
Ama senden başka kimse duymayacak,
kimse anlamayacak
................................................................
Gönül ile aşk, yüz perdeden soyundu
Her ikisi yan yana, can cana oturdu
O anda ikisinin arasına Cebrail girecek olsa dahi
aşkın ateşinden kurtulamaz cayır cayır yanardı.
...............................................................
Tatlı bir ömür gibi gitmeye niyetlendin
Ayrılık atını eyerledin inadına
Git, yeni ülkeler gör, büyülü diyarlarda gez
Ama benimle eğleştiğin toprakları da unutma, hatırla emi!
Gittin ey sevgili, şimdi yollardasın
Ayın değirmisini başına yastık yapmış uyumaktasın
güzel uykular, renkli düşler seninle olsun
Ama bir zamanlar dizlerimde yattığını da unutma, hatırla emi!
Mevlana
*Madde aleminin güneşi doğduğunda, mana aleminin güneşi kaybolur.
*Alışkanlık bağlılıkların en kötüsüdür.En zor vazgeçilenidir.
*Mürşit, müridi hakka götüren kapıdır.
*Hakikati öğrenmeye hazırım diyenin şaşırmaya hakkı yoktur.
*İnsana duyulan aşk ölümlüdür, tıpkı beden gibi. Ölümsüz bir aşk
için, ölümsüz bir varlığı sevmek gerek. Hiçbir zaman senin
olmayacak, hiçbir zaman anlayamayacağın, hiçbir zaman
doyamayacağın, hiçbir zaman kavuşamayacağın. Hiçbir zaman
terkedemeyeceğin bir varlığı.
daha var ama bu kadar yeter :) Belki ilave ederim sonra...
D.N : İki gün önce yazmaya başladığım ama yoğunluktan yarım
kalan yazıyı bitirebildim nihayet :) İlgisi yok ama linkteki
yorumları görünce aklıma en az 2 yıl önce sevgili Viva'ya
verdiğim kitap özeti sözü geldi :) Özet yazmak cidden zor
ama yazacağım kitaba karar vermiştim, fakat unutmadığım,
nedense! yerine bir türlü getiremediğim söz için o kitabı tekrar
okumam gerekiyor :) ( Burda belirtmek istedim neden
bilmiyorum...yerinde getirememenin ağırlından olsa gerek )
EKLEME NOT ( 31.05.2010 )
Bab-ı Esrar'ın kitap özetinini arayıp, yolu buraya düşenlere :
Ödev içinse, fiyatta anlaşırsak ben yaparım :) Merak içinse, üşenmeyin
kendisini okuyun, pişman olmazsınız :)
9 yorum:
bitirmek üzereyim..
ahmet ümitin sanki bir de bir alevi cenaze töreni ile başlayan ve alevi ritüellerini anlatan bi kitabı vardı..
mistisizmi polisiyeye katmayı seviyor..
sevgiyle..
atalet..
kimya hatun'u okurken soru işaretlerim olmuştu benim de.
bilemeyiz ki gerçek olanı.
dolapta okunmayı bekliyor ..öff üstüme ağırlık oldu şimdi ..
Asinehrii
bide viva yı özledim ben ..
Bu tür kitapları mistizmi falan severim. Bu akşam giderken aliim ben bu kitabı. saol iplerin ucu! için :)
İyi haftan olsun tamam mi :)
Okunmayı bekleyen o kdar çok kitabım varki,bir taraftanda sürekli ilaveler yapılıp araya başka kitaplarıda alıyorum.O kitabı okurken başka kitap giriveriyor araya derken tam cümbüş oluyor kafam:)
katekanadan sevgilerle:)
Bab-ı Esrar..
Aşk ,inanç, hayat..
Bir üçgene çekiyor okuyanı.
Üçgen içi hareketleri bilen için sorun yokta..
İç açıları bile hesaplayamayanlar..
hayatla sorunu olanlar..zorlanıyor hali ile.
Mevlana ve mevleviliği işlemesinin yanında.."Hakikati arama çabası" öyle güçlü işleniyor ki..
Polisiye kurguyu, ikinci plana atıveriyorsun.
Günaydın;
Uyumayalım lütfen. Bu nedir bi haftadır değişmemiş pano. Noluyoz. :)
İyi haftalar
Epeyce geç oldu ama napalım :)
Atalet'e :
Bahsettiğin "Bir ses böler geceyi"
o da ilginçti epeyce..Seviyorum mistizm katılmış polisiyeyi :)
Saklı hanım'a:
Ya sana ne şekilde hitap edeceğimi
şaşırıyorum :)
Kimbilir hangisi doğru...Tek gerçek
yüzyıllar sonra hala konuşuluyor olmaları :)
Asinehri'ne :
Olmasın ağırlık canım, sırası gelince okursun :)
Viva'yı ben de özledim ama yazmaya
hiç niyeti yok gibi :(
Simurg'a :
Sen kitabı aldıysan okuyup bitirmişsindir muhtemelen :)
Elde olan ve olmayan sebeplerden
ihmal ettim biraz blogu. Sana da
güzel haftalar olsun...
Katekana'ya :
Oku oku bitmez :) sevgiler sana da..
Bir deli'ye :
Haklısın polisiye kısmını pek düşünmüyor insan..Zaten fazla yer
vermemiş bu sefer. Ben hakikatı
aramıyorum artık biliyor musun :p
Yorum Gönder