22.04.2009

Neşeyle dolalım...


23 Nisan kutlu olsun...

D.N : Bir süre daha yokum. Dilerim az sürer...

11.04.2009

Kolbastının zenci versiyonu :)




Hafta sonu neşesi olsun, burası boş kalmasın v.s diyerekten
az önce facebook'da gördüğüm bu videoyu ekleyim dedim :)
İyi tatiller herkeslere...

6.04.2009

Tatsız..

Evet hayat tatsız olmaya devam ediyor benim için de.
Hem mecazi, hem gerçek manada...

Bir haftadır gribim ve hala tam olarak iyileşebilmiş değilim.
Öksürüğüm azaldı ama geçmedi. Kulaklarım hala iyi duyamıyor...
Sesler uzaktan geliyor, sanki arada bir perde varmış gibi.
Burnum koku almıyor, yediklerimin tadını iyi hissedemiyorum...
Bunları gribe bağlıyor ama pek de anlam veremiyordum. Dün
akşam tesadüfen, içtiğim antibiyotiğin yan etkilerinde "geçici
işitme kaybı"nı ve diğer şeyleri okuyunca uyandım duruma!
İlacı bırakayım diyorum ama bırakırsan iyileşemezsin diyorlar.
Başka antibiyotik de risk, çünkü çoğuna alerjim var. Sıkıldım ve
yoruldum...Sadece acil ve yapmam gerekenleri yapıp, extradan
pek bir şey düşünemiyorum...Ki düşünmem gereken çok
önemli şeyler var :(

İyi duyamayışım komik olaylara sebep oluyor bazen...İş yerinde
biraz uzakta ve görüş alanımda olmayanların söylediklerini
anlamıyorum. Karşıma geçip tekrar ediyorlar :)
Müzik ve ezan seslerini olduklarından farklı algılıyorum...
Pazar günü yemek yerken televizyonda istiklal marşı çalıyordu.
"Marşa yeni düzenleme mi yapmışlar ?" diye sordum. "yoo"
dediler. "Farklı bir enstrümanla mı çalıyorlar" ? dedim bu
sefer..."hayır, sana öyle geliyor" diyip güldüler :) Ama cidden
bana yansıması öyle...İyi işitememenin tek iyi tarafı gereksiz
sesleri ve gürültüleri duymamak...Ama çok sıkıldım bu
durumdan, duymak istiyorum artıkkk. Koku da ayrı bir sorun.
Çoğu şeyin kokusunu duymuyorum. Duyduklarımsa farklı...
Sigara kokusunu bile özleyeceğim aklıma gelmezdi. Günlerdir
sigara burnuma tuhaf bir yanık kokusuna benzer şekilde geliyor.
Kardeşime ne kadar söylesem de içmesine engel olamıyorum
ne yazık ki...Neyse bu kadar şikayet yeter.

Dün akşam petshopu olan bir arkadaşı babamı aramış ve
benim basık suratlı yavru kedi isteyip istemediğimi sormuş.
Ben de "basık suratlı" istemiyorum dedim. İran meleziymişler,
çok tatlıymışlar, isteyene ücretsiz veriyormuş filan...
Aslında bütün zorluklarına rağmen kedi istemiyor değilim.
Basık suratlı bile olabilir de..Ah ahhh...
Aylar önce kedi isteğimin yine depreştiği bir zamanda markette
kedi ürünleri kısmına bakmıştım. Mama, kum v.s fiyatları
görünce bu isteğim kaybolmuştu istemeyerek de olsa.
Diyebilirsiniz ki onun masrafından ne olacak ki, ayda ne kadar
tutacak...Miktarı önemli değil...Kendime bile almam gereken
pek çok şeyden feragat etmek zorunda kalırken,
ona bakamazsam.....Neyse...

Yarın işe gitmemeyi düşünüyorum, hafta sonu da dahil
hiç dinlenemediğim için...Hem Obama yüzünden yolları da
kapatacaklar, hiç çekilmez. Eğer gitmezsem ve canım yazmak
isterse görüşürüz :)

2.04.2009

Bulamadım ( başlık yani )




Pazar günü sinyallerini aldığım grip, kötü bir şekilde
yakaladı beni üç gündür...Bütün kış neredeyse her
içtiğim çaya koyduğum zencefil ve çubuk tarçın sayesinde
hiç nezle, grip olmamakla övünürken...Birden bire
amansız bir öksürüğe yakalandım. Akabinde halsizlik v.s...
Ciğerlerim ağrıyor :( İşe salı günü öğlende gidebildim,
dün hiç gidemedim...Antibiyotik ve öksürük kesici bir ilaç
kullanmaya başladım, biraz daha iyi gibiyim ama bu sefer de
burnum akmaya başladı...Yalnız bu grip salgın, sanırım
Avustralya gribi diyorlar..Ordan buraya nasıl geldiyse!
herkes hasta...Olmayanlar kendine çok dikkat etsin.

Yetmiyormuş gibi bu akşam sağır oldum! Annemlerdeyken
hapşırdım ve kulaklarım tıkandı. Aşk-ı Memnu'yu izliyorduk,
ne söylediklerini duyamaz oldum, sesler uğultu gibi geliyor
kulağıma...Televizyonun sesini duyabileceğim kadar
açmaya kalkınca annem kumandayı elimden aldı hemen :)
"Dudak okumaya çalış" dedi. Okuyum tamam da, hepsi ekrana
bakıp konuşmuyorlar ki! Hem Adnan Bey hariç diğerlerinin
dediklerinin çoğunu anlayamadım bu yöntemle...Demek
oluyor ki Selçuk Yöntem sağır-dilsizler için program yapsa
başarılı olur...Duyamayınca haliyle ikide bir de anneme
sormaya başladım "ne dedi ?" diye...Kadıncağız tercümanlık
yapmak zorunda kaldı :) Babam öbür odadan gelip halimize
güldü. Sonra eve geldim, kardeşime "duyamıyorum" dedim.
- Burnuna damla damlat.
- Napıyım, napıyım ?
- Burun damlası diyorum, damlat...
- Kulağıma mı!
- Hayır ya, burnuna!
Yok ki evde burun damlası. Hem öyle yapınca açılacağı ne
malum... Velhasılı hala kulaklarım açılmış değil, uğulduyor ve
sesler uzaktan geliyor :( Umarım sabaha açılır...
Yoksa ne olur düşünmeyeceğim :)

Dün 1 Nisan'dı ya...Eğer işe gidebilmiş olsaydım annemlere şaka
yapacaktım ama olmadı tabii. Annem dövme yaptırma olayına
hiç sıcak bakmaz. Benim öyle bir niyetim yok ama bazen
kızdırmak için "elimin üzerine yaptırsam mı?" diye sorarım.
( kalıcı dövme yaptırmak istemem ama elimin üzerinde tattoo
veya hint kınası fikri hoşuma gidiyor, bir ara yapıcam )
İşe gitseydim veya dışarı çıksaydım, elimi boyayıp, dövme
yaptırdım diyecektim, kısmet olmadı :)

Keşkeleri sevmem ama keşke yaşadığımız kötü şeyler de
nisan 1 şakası olsaydı...Ne yapacağım diye kara kara
düşünürken biri çıkıp nisannn1 dese...ne hoş olurdu...

Aşk-ı Memnu'da sonlara doğru Fransızca bir şarkı çaldı.
Pek iyi duyamasam da güzele benziyordu. Annem,
"Je ne ki te pua olabilir " dedi ama yazılışı böyle değil
tabii. Bilen varsa adını yazarsa çok sevinirim. ( Atalet ;) )

Yazacak çok şey var ama yoruldum, uykum geldi :)

D.N : Aşk-ı Memnu'da çalan şarkıyı bulan Ender'e çok teşekkürler..
Atalet, hangi şarkı olduğunu çıkaramamıştık şimdi oldu,
teşekkürler :)

Ne Me Quitte Pas - Maysa Mataraso