

Her mevsim yeni umutlar ekiyorum yüreğime..her mevsim
yeniden yeşeriyor içimde hayaller...Her olumsuzluğa, her gün
artan çaresizliğime karşı tek başıma mücadele ederken...
hiç bir şey yokmuş, herşey normal ve yolundaymış gibi
davranmaktan tükenircesine yorulurken, düşünmekten kaçarken,
ertelemekten bıkarken, ama rahat bırakılmazken..sessiz
feryatlarımı kimse duymazken...duyurmazken. Zaman geçiyor
dört nala bir ata binmiş, ömrümden...Ve ben her bahar kuru
bir dal gibi öylece kalıyorum... Tükendim. Gözlerimden yaş bile
akmıyor artık kendim için...
bilmiyorum....Canım çok yanıyor. Ve şikayetim bundan değil,
daha kötü olursa o zaman kaldıramamaktan korkum...
Ah bir bilsem ne getirecek bana zaman ? Ya da bilmesem
daha mı iyi...
_______________________________________
Yazmak istediklerim bunlar değildi...Havadan, sudan, sıradan
şeylerden, belki aşktan, belki seçimlerden bahsedecektim..
Ederim yine, her şeye inat...Ama bugün değil..şimdi değil...
* Fotoğraflar : www.birdeliningunlugu.com

10 yorum:
Fena halde karamsarlık...
Aslında yazdıklarına,sayfaya
koyduğun resimlere baktığımda
ufak tefek can sıkıntıları hariç
pek de derdi tasası olmayan biri
gibi düşünürdüm seni.
Demek ki her şey dışardan görüldüğü
gibi değilmiş.
Yazı kısa ama verdiği karamsar
hava epey büyük.
Demek ki durum bir hayli vahim.
...
Ben teselli edici,rahatlacı
lafları etmesini pek beceremem.
Etsem de yüzüme gözüme bulaştırırım.
En iyisi Atalet'in gelmesini
beklemek..:))
İyi akşamlar..
Her sabah güneş doğuyor
işe biraz olumlu taraflarından bakmak lazım gibi geldi
derdi tam bilmeyince ağzı laf da yapmıyor insanın
Neyse ki her bahar çiçekler açar, en karanlık zamanlardan sonra da güneş doğar.
Güneşin olsun gönlünde :)
Bazen her şeyi elimizin tersiyle itip, yollara koyulmamız gerektiğini düşünürüm... Yeryüzünü gezmek hem de en sefilce bir halde dolaşabilmek...Ayakbağlarımızı çıkartıp, atmak; yaşama çıplak ayaklarla basmak isterim... Yapabiliyor muyum? Çok zor... Cesaretimiz kalmadı çünkü... Geçenlerde Karayiplerde bir adada çalışmam istendi, bu yaştan sonra Robinson olmak istemiyorum diye reddettim...Sonra da pişman oldum ama... Aynı mekan, aynı yaşam sıkıyor, bunaltıyor ve hep çözümsüz beklentiler içinde bırakıyor bizi...
bişey demesem de sadece üzgün sıkkın bıkkın bi ifadeyle burda dursam olur mu?
O bahar dalı sıkıntıları dağıtmana yardımcı olacaktır diye umuyorum..
Sevgiler...
Bu bahar da çiçekler açmazsa,
Bahçedeki ağaçlara laf anlatmak zor olurdu.
İnsan olsa kolay,
Kuraklık susuzluk dersin de,
Ağaç olunca ortada,
O kadar yağmur yağmışken kandıramıyorsun.
Gözlerinin içi dolduğunda köklerinden ağlamaya başlıyor.
Hangi köküne birşeyler anlatacaksın ki.
Bir yerinden bağlasan diğer yerinden niye çiçekler açmadı ki diye söylenmeye başlar.
Daha birkaç bahar belki kurak olacak.
Üstelik yağmurlar yağarken kurak.
Serçe parmağın sızlamamış demek ki daha senin.
Bilmiyorsun serçe parmağın sızlamaya başladığında,
Ağaçlara bile laf anlatılabildiğini.
Serçe ya..
Burada mısın diye soruyorsun önce,
Tınlamıyor.
Küçük ya,
Bir de kıyıda köşede kalmış.
Ne olacak ki.
Gel gör ki..
Yer yer dönüp dönüp onunla olma ihtiyacı hissediyorsun,
En zavallı yanımız ya.
Besliyoruz içimizdeki bulutlu havaları.
Üstelik yağmur yağsın diye.
Güneşi çıkarmak biraz daha zor çünkü.
Birkere uğraşacaksın biraz doğacak.
Üstelik sadece seninle de doğmuyor..
Bileşenlerini istiyor.
Hadi diyelim doğurdun.
Yükselecek,
Bir tarafınla iki tarafınla değil,
Bütün bedeninle yaslanacaksın tırmansın diye.
Tamam çıktı da bir de inecek.
İşim kolay diyorsun değil mi,
Ben çıkardım nasıl olsa batar.
Olmuyor işte.
Güneş ya,
Batarken de senden birşeyler istiyor.
Güne karışmak gibi.
Günün ezgisini yazmak gibi.
Onunla sofraya oturman gibi.
Bulutları hala besliyorsan,
Onlara ihtiyacın var demek ki.
Taa ki serçe parmağın sızlamaya başlayıncaya kadar.
O zamana kadar dünyanın bütün dertleri senin derdin olabilir işte.
O zamana kadar hayatındaki bütün nehirler kurumak için de yarışabilir.
İş serçe parmakta bitiyor yani.
Ne yapabilirsin ki.
Sahi ya,
Mayıs kirazı en erken açanı,
Ne kaldı ki.
Mart..
Nisan.
İki kitap bile okur, bir sinemaya gider..
Denize bile yosunuyla balığıyla gülümser insan.
dün geldim...
iç savaş var ruhumda.. faydam yok pek kimseye..
şimdi sen eğer mutluyum aşığım süperim filan diye yazmış olsan..
hıhı yeterince beklersen geçer der bi de gülücük kondurur dil çıkaranından ..giderdim de..
bunu okuyunca ne desem geçmez bu ruh hali..
öyle olmuş demek.. kırılmış örselenmiş bişiler.. demek..
..
beklenen olmamış..
umulan.. yaşanmamış..
yaşanan bişey bozulmuş.. belki..
acıtmış işte..
sadece geçer diyebilirim..
öyle karamizahlı olmayanından..
güç toparlanır..
ve sen bi bakarsın mevsimin farkında değilsin..
dışarda sulu kar var..
gönlünde kuşlar.. eteğinde ziller..
o yüzden sadece..
bu duyguyu çok iyi nanladım derim..
bi de sırtını okşar.. öper giderim..
atalet..
Öncelikle genel cevap :
Yazıyı kimse beni teselli etsin diye yazmamıştım. Aslında çok uzun zamandır yaşadığım sorunların ufak bir dışavurumuydu sadece...Blogda kötü şeylerden bahsetmek istemiyorum ama bazen içimden başka türlüsü gelmiyor. Çünkü o kadar çok yerde duygularımı gizlemek durumunda kalıyorum ki. Bari burda yazayım diyorum :)
Yorum yazan herkese teşekkürler..
Gergin'e :
Sen buradan öyle görüyorsun -ki normaldir..Ama beni hergün gören insanlar bile öyle düşünüyor. Oysa gerçekten durum vahim...Dediğim gibi teselli beklemiyordum,
Atalet'e de yazık ya :)
Alper'e :
İnan zaten hep pozitif odaklı düşünen biri olduğum için çoğu zaman dayanabiliyorum.. ve buradayım...Sıradan bir sorun değil yani benimki.
Handan'a :
Olsun evet, çok ihtiyacım var :)
HasanC'ye :
Benim cesaretim var..Ama zincirlerim de var, bir de hiç param yok :) Karayip'ler he! ya insan bir denerdi en azından!
Bir daha öyle fırsat olursa kaçırma derim...
Saklanansan'a :)
Olur tabi ki..
Geçkalmadımki'ye :
Bahar dalı umut ve bir parça mutluluk...
Kim olduğunu bildiğim adsız'a:
Yazdıklarını sevdim ama bir cevabı yok :) serçe parmağım sızlıyor...
Atalet'e :
Zaten bu duyguyu iyi anlayınca ne söylesen fayda etmeyeceğini biliyorsun. Teşekkürler...
Ben de seni anladım o yüzden yorum yazamadım :)
Yorum Gönder