Geçtiğimiz hafta sevgili arkadaşım Gül ile konuşurken İstanbul
Modern'i merak ettiğini ve görmek istediğini söyleyince, daha
önce gittiğimi ama bugünlerde tekrar gideceğimi belirtmiş ve
birlikte gezmek için plan yapmıştık...
Cumartesi Üsküdar'da buluşup karşıya geçtik. Cuma akşamı hava
bozduğu için o gün de yağmur yağar diye düşünürken, şansımıza
çok güzeldi. ( Yağmur bazen kısıtlayıcı oluyor )
İstanbul Modern konum olarak Fındıklı veya Karaköy olarak
belirtilse de bana göre orası Tophane...Zaten tramvaydan da
o durakta iniliyor. Etrafındaki antrepo, düzensiz yapılar ve karışık
görüntüye rağmen içerisi çok ferah, aydınlık, adı üzerinde
modern bir mekan. Ben seviyorum...
Müze, sergi ve benzeri yerleri gezerken ortak beğeniyi
paylaştığımız insanlarla fazla konuşmaya ihtiyaç duymadan
anlaşırım çoğu kez. Aslına bakılırsa arkadaşlarımın içinde müze
gezmekten hoşlanan çok kişi yok :) O yüzden buralara kimle
gideceğim bellidir... Gül ise birlikte gezmekten en keyif aldığım,
çok eğlendiğim arkadaşlarımın başında gelir. Fakat sanırım
liseden sonra birlikte hiç müzeye gitmedik...
Biletleri alıp içeri ilk girişte Burhan Uygur'un görkemli kapısı
göze çarpıyor. Bundan sonrasını çok detaylı anlatmayacağım.
Asıl anlatmak istediğim müze değil. Gül'ün resimlere yaptığı
yorumlar beni mahvetti :) Gülmekten çoğuna konsantre
olamadım bile...Bir-iki yıl önce geldiğimde en beğendiğim eser
olan Kapı'yı, o da çok beğendi. Ondan sonrakiler o kadar şanslı
değildi...Aşağıdaki tarz resimler için söylediği : "Çok karışık,
kuruşuk, bunlar beni yorar..."
"Bunlar ne böyle! adamların bağırsakları dışarı çıkmış
gibi duruyor..."
Esmer bir kadın portresi için, " karafatma ailesinden mi
bu kadın ? ve Koyu renkler kullanılarak yapılmış tablolar için :
"Dostoyevski tarzı, depresif resimler" tanımlamasına
öldüm gülmekten :) Ressamların adını, yaptığı benzetmeleri ve
beğenmeme gerekçelerinin hepsini yazmayım.
Sevip, beğendiğim resimlere ve ressamlara ayıp olmasın :)
Müzenin orta kısımında denize bakan büyük bir pencerenin
önündeki oturma yeri, en güzel interaktif sanat eserlerinden
birini izleme fırsatını veriyor; önümüzde boğazın ve gökyüzünün
değişken renkleri, bulutlar, geçip giden gemiler...Bir süre oturup
nerede olduğumuzu unuttuk sanki...
Alt katta fotoğraf sergisi ve misafir sanatçıların eserleri var.
İstanbul Modern'e dair ciddi bir yazıyı daha sonra yazmayı
düşünüyorum :) Ama çok sevdiğim Kapı'yı paylaşmadan olmaz..
Burhan Uygur
Richard Wentworth'un tavandan sarkan kitaplar tasarımı da
Richard Wentworth'un tavandan sarkan kitaplar tasarımı da
hoştu, fakat buraya koyulabilecek düzgün bir resim bulamadım.
İçeride fotoğraf çekmek yasak. Yazıda kullanılan resimler
Müzenin kendi web sayfasından alınmıştır.
Oradan çıktıktan sonra Ortaköy'e gittik...Çok güzel bir gündü...
Benim yazmadıklarımı belki Gül yorum olarak yazar :)
4 yorum:
ben de seviyorum orayı..
farklı enstalasyonlar olduğunda gidiyorum..
=)
gorilla gerilla da o zamanlardan o müzedeki venedik enstalasyonundan alınan ışıkla gelişmişti..
=P
kapı süper..
modern resim hele özensizse ben de sevemedim gitti..
atalet..
Bişi itiraf ediim mi? Milyon defa önünden geçtim her defasında gidicem dedim ama henüz gitmedim. Biri beni silah zoruyla falan götürse ne güzel olacak. Dur ben yeğenin gezi programına aliim bunu:)
Bende severek geziyorum İstanbul'a her gelişimde..
O kapıyı ben de çok beğenmiştim..
Bir de okuyanlara not.. özellikle kalabalık gedecek olanların işine yarar Perşembe günleri giriş ücretsiz. (di değişmediyse)
Sevgiler...
Yazılacak çok şey var .Hani Buket uzuner İstanbullular kitabında havaalanında geçen 3,5 saati neredeyse 400 sayfaya toplamış ya benim de İstanbul Modern yazısını ,istesem o kadar sayfaya sığdıracak hatta artıracak kadar yazasım var:) ama işte o ama varya bütün iş o amada:)
Katekanadan adasına sevgilerle:)
Yorum Gönder