18.05.2009

Tersi dönmek...

Çoğu zaman yollarda pek çok ayrıntıya dikkat
edebilirim, hiç araba kullanmama rağmen, arabalı
fakat yolu bilmeyen arkadaşlarımı her yere götürebilirim.
Veya bilmediğimiz bir yerde, doğru yolu bulabilirim,
detaylı ve güzel adres tarif edebilirim...Fakat buna
mukabil, benim kadar tersi dönüp de yanlış yerlere giden
başka birini daha tanımıyorum. En son geçen yıl yaşadığım
yanlış vapura binme olayından sonra artık akıllandığıma
hükmetmiştim ki; bugün pazarda yolumu kaybettim!
( yarın tatil olduğundan bugün de işe gitmedim )
Nasıl oluyor bilmiyorum ama kafam dalgınken yolları
şaşırıveriyorum...Bazen dalgın değilken de şaşırıyorum gerçi :)

Biz bu semte taşımadan önce babam yeni emekli olmuş ve
kana.rya yetiştirmek için dükkan tutmuştu. Oraya
gelirken üç kez kaybolmuştum mesela...Her seferinde
yanlış bir yerden saptığım için olmadık sokaklara gider,
haritası olan bir bakkalı bana tarif ederler, oradan bizim
sokağa bakar, sonra bulurdum. Buraya taşındıktan sonra
o bakkalın nerede olduğunu hiç göremedim :)
Genellikle bir yere giderken dükkanları kendime
hedef koyarım. Köşedeki x manavını geçince soldaki
ilk sokak, marketin yanı v.s gibi...Eğer bana yol tarif
eden kişi, 50 metre yürüyüp, 3. sokaktan sola dön
sonra çaprazındaki sokağa sap derse tamam! hayatta
bulamam...Bir gün annem de babamın yanındayken,
işten çıkışta yanlarına gidip süpriz yapayım, birlikte
pizzacıya gidelim diye düşünerek dükkana gitmeye
niyetlendim. Allahım yine yolu bulamıyordum!
Akşam vakti, hava kararmış..kapatıp gidecekler endişesiyle
babamı aradım. " Ben size geldim ama yolu bulamıyorum",
adam haklı olarak " be kızım hala öğrenemedin mi?"
diye kızdı..( önceki kayboluşlarımda kızar diye
babamı hiç aramazdım zaten ) "Neredesin? gelip alalım"
diyor..Etrafıma bakınıyorum hiç bir dükkan yok, sokak
tabelası da yok..Bir yandan yürüyorum " buralarda
birşey görünmüyor" diyorum..Babam telefonda bağırıyor!
Sonunda bir yumurtacı gördüm.. Adını söyledim, " orda ne
işin var, bekle geliyoruz" dedi, geldiler sonunda arabayla.
Meğer maç varmış, maça yetişecekmiş! O sinire pizzacı
fikrimi hiç söylemedim tabii :) Şimdi buralarda
kaybolmak hakikaten komik geliyor, nasıl başarıyordum
bilmiyorum valla :)

Bunların yanısıra bir de ters istikamet vakalarım vardır.
Sık sık gitmediğim veya ilk kez gittiğim bir yerde, vasıtalara
çoğu zaman ters yönden binerim..( binerdim diyeyim,
artık akıllandım sanırım ) Yine son hatırladığım ;
Ziverbey'den otobüse binip, Üsküdar yerine Bostancı'ya
gitmemdir. ( İstanbul'u bilmeyenler için bu iki semt arasında
otobüsle gitmek yaklaşık bir saati bulur )
Gerçi burada Bostancı'ya gelmeden bir kaç durak kala
farketmiştim yanlış gittiğimi ama inmedim. (Kafam yine
çok meşguldu ) Vaktim de vardı, epeydir bu tarafa
gelmiyordum diyerek son durakta inip etrafı dolaşmıştım.
Böyle o kadar çok olay var ki.. Mesela iş yerine ilk
taşındığımız hafta yanlış otobüse binip , daha uzak bir
durakta indikten sonra ters yöne yürüdüğüm için
yolu bulamamıştım da, iş yerini aramıştım, biri gelip
almıştı beni...Beylerbeyine gitmek için vapura binen
birinin Yeniköy'de ne işi olduğunu da bir dahaki yazıda
anlatırım artık :)

10 yorum:

Adsız dedi ki...

Ada' nın İçlerine nasıl giderim?

(Dilek Ağacı Adsızı)

Kedi Narnia dedi ki...

vaaaavvv

adısızın yorumu çok iddialı :P neyse konuya dönücek olursak eğer yön bulma kabiliyetim felakettir yol tarif etmemde öyle... bu güne kadar tarif konusunda süper olan tek bir arkadaşım oldu. öyle bir tarif ederdiki bulmamak için hakikaten aptal olman gerekiyordu.

ben yurtdışında öğrendim yol nasıl bulunur. orda öğrendim harita kullanmayı... ama öncesinde bolca kaybolup akıllanmak durumunda kaldım. IQ'sü düşük insanlara göreydi ingiltere :) herşey çok kolay vede basit... zaman kavramı çok önemliydi ya herkesin yetişeceği yere kaybolmadan gidebilmesi içindi belkide... türkiye bu konuda berbat en akıllı yol tarifleri atatürk havalimanında o kadar :P

hasanc dedi ki...

Bende de var aynı durum, hele İstanbul'a geldiğim ilk yıllarda hemen hemen hiçbir toplantıma zamanında gidemiyordum çünkü hep kayboluyordum... Yine öyleyim ama artık kaybolmaktan zevk aldığım ve mutlu olduğum için sorun olmaktan çıktı... Geçen gün Ankara'dan gelen bir firma yöneticisi arkadaşı sırf yanlış yol seçimi yüzünden uçağına yetiştiremedim...O sinirden tırnaklarını yerken ben " Hay Allah! Yine kaybolduk " diye gülümsüyordum...

Adsız dedi ki...

dün iki nokta arasındaki yolu.. ankara üzerinden dolanarak gittim.. desem..

ama saolsun müthiş bir trafik polisi sohbeti yaşadım..=)
değdi..

yol iyidir..
kaybolmak daha iyidir..
kaybolacak hale gelmek..
bak işte o düşünülecek bişi..

öpsün atalet..
kocaman...

Ada dedi ki...

Adsız'a :
Ne demek istediğinizi anlayamadım ?

Dolphin'e :
Burada insanlar kaybolan birine
yardımcı olmaya çok hevesli oldukları için tabelalara gerek kalmıyor :)

HasanC'ye :
Yollar süprizlerle dolu İstanbul'da..Ama yanında uçak kaçıran bir adam olmadan daha iyi :)

Atalet'e :
Kaybolacak hale gelmek de iyidir Ataletim :)En azından benim için,
çünkü dikkat ettim daha çok keyifli zamanlarımda kayboluyorum :)Mesela kulağımda müziğe dalmışken otobüsten inmeyi unutmak gibi :p

Gergin dedi ki...

Ben anladım.:)))
Gerçi orada isimsiz yazıyor
ama..
Eğer bu adsız o adsızsa hem
daha önce yazdığına hem de
dilek ağacına yazdığına bir
cevabım olacak.
(Biraz fazla gizemli mi
oldu ne?)
...
Ada..
Şimdi bu yazıya "zaten kadınlar.."la başlayan bir
cümle kurup canını sıkmak istemiyorum.
Hele son zamanlarda yaptığın
yorumlarla havamı bulmamı
sağlamışken bunu sana yapamam.
En iyisi "çok güzel bir paylaşım
olmuş.Kalemine sağlık" desem
olur mu?

Ada dedi ki...

Gergin'e :
Valla adsızlarla uğraşmayı(bilmediğim adsızlarla yani ) hiç sevmem..İstediğin cevabı verebilirsin, hiç sakıncası yok :)

Şimdi ben sana iyi yorum yapıyorum
diye sen bana lafını sakınacaksın diye bir şey yok hocam. Son zamanlarda öyle denk gelmiş
olabilir fakat katılmadığım
konuları da açıksözlülükle belirtirim yani :) O yüzden öyle blog klişeleri yerine, olumlu-olumsuz gerçek fikrini tercih ederim :)

Gergin dedi ki...

Birincisi..Eğer o adsız
tahmin ettiğim kişi ise,ki
sanırım öyle rahatsız olacağın
birisi değil.
İşin gırgırında..
En iyisi ben bir şey söylemeyeyim
o kendisi açıklasın.

İkisincisi "öyle denk gelmiş"
lafından "kıstırırsam hiç affetmem
fena yaparım" gibi bir anlam
çıkardım.:))
Şaka bir tarafa yorum konusunda
seninle aynı fikirdeyim.Ancak bu
yazıya söylemek istediğimi bir
anlamda üstü kapalı söylemiş
oldum.
Yani;senin bu durumun çoğu
kadında olan bir şey zaten.
Ama kaybolunca veya yanlış bir yere gittiğini anladığında senin
gibi paniksiz rahat davrananını
hiç görmemiştim.:))

Adsız dedi ki...

Ada; hani altına dört tekerli alet alan bazıları, babasının tarlasında gezdiğini sanır. İş ona dönmesin. Yani sana yazdığım bir yorum için, benim "uğraşılacak" biri olduğum sonucunu ve ardından bana dilenenin söylenebileceği sonucunu çıkarmanız, işi biraz verdiğim örneğe döndürmüş. Yazıları bir rumuz eşliğinde yorumlamak, yorumun içeriğinden başka yoruma ekstra anlam katıyorsa, yazarım bir rumuz gider.
Zarf ve mazruf hikayesi gibi.

Gergin sağolsun, gırgırında olduğumu yazarak durumu yumuşatmış. Tam adı gırgır olmasa bile, neticede ortada karşımdakini rencide edebilecek bir yaklaşımım yok. Sizin de olmasaydı, iyi olurdu.

Ada dedi ki...

Adsız'a :
Gergin'e cevabımda, yazdıklarından sizi tanıdığını düşündüğümden istediğin cevabı verebilirsin dedim. ( kötü birşey yazsın diye değil yani ) Adsızlarla uğraşamam dememdeki sebep ise, yazdığınız yorumda ne kastettiğinizi anlamadığım içindi...

Rumuz yazılanlara extra anlam katmaz bana göre. sadece farklı farklı adsızlar karışabileceğinden
önemli, ki siz de hangisi olduğunu belirttiğinize göre sorun yok...

Kaldı ki o güzel dilek ağacı yorumunu yazan biri hakkında olumsuz bir düşüncem yok...
( bunu Gergin'in ikinci yorumuna cevaben yazacaktım zaten )

İnsanları kaybetmeyi değil, kazanmayı tercih ederim o yüzden rencide olacağınız birşey yok bence :)

Gergin'e :
Acelem yoksa hiç panik olmam gerçekten..Gittiğim yeri dolaşıp, alışveriş bile yaparım :)
Sonuçta bir şekilde yol bulunur..
İnsanlar da oldukça yardımcı oluyor zaten...