2.05.2009

Mayıs hezeyanları



"Nisan yağmurları, mayıs çiceklerini getirir."

Mayısa girdik ya bugün..Bloga birşeyler yazsam mı diye

diye bakarken aklıma bu söz geldi. Ama çiçekler çoktan açtı ki!

İstanbul'un tepeleri mora kesti...Laleler renk cümbüşünde,

menekşeler, sümbüller, kral kızları...daha neler neler...

Keşke İstanbul'da mevsim hep bahar kalsa...Mor salkımlar

hiç dökülmese...Ve ben, ah ben de baharı yaşayabilsem.

Kaç mevsim geçti, yaşanmamışlıkların yaşanmış gibi yapılıp

dolaplara kaldırılışının üzerinden, saymaktan vazgeçtim...

Kendimi unutmuşluğumdan kaç gün, kaç ay, kaç yıl geçti

bilemedim ki... İçimden umut trenleri geçiyor durmadan.

Birinin yolculuğu bitse, ötekininki başlıyor...Son durak

mutluluk istasyonu ama nedense bütün vagonlar uçuruma

yuvarlanıyor oraya varamadan.

Mayıs...Hiç düşünmemiştim bir kız ismi olarak güzel olacağını.

Yoksa düşündüm mü? Buket Uzuner'in Benim Adım Mayıs'ını

okurken de düşünmemiş olabilir miyim? Sanmam..herhalde

düşündüm ve unuttum. Çünkü en sevdiğim aydır...

Bu ayda doğan bir kızım olursa adını "mayıs" koyabilirim.

İyi de neden! neden bir kızım olsun ki...Öyle bir isteğim yok!

Tuhafır, bir çocuğum olsun diye hiç hayalim olmadı benim.

Fakat pek çok hayallerim oldu..Hala da var ve yaşadığım sürece de

olmasını istiyorum. Bir zaman, geceleri yatağıma yattığımda hayal

kuramadığımı farketmiş ve şaşırmıştım. Çocukluğumdan beri

kurduğum hayalleri hatırlamaya çalışmıştım o gece...Bazılarına

gülmüştüm. Sonra düzeldim...Peki ya hayallerinizden suçluluk

duyduğunuz oldu mu hiç? Ya da hayalinizde bile mantıklı olmaya

çalışıp sonra da "yahu hayal işte o kadarını da kurcalama!" dediğiniz...

"Yürü! hür maviliğin bittiği yere kadar

İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar"

Yaşayalım değil mi? Haziranda ölmek de zor zaten...

Mayısı bitirdim de, hazirana geçtim :) Ah ah...

"Bir off çeksem karşıki dağlar yıkılır" diyen kişiye de

burdan selam olsun, rahmet olsun...

Şimdi böyle saçmalıyorum ya, aslında bir dur demem

lazım kendime. Çünkü başka bir saçmaladığım zamanı

hatırladım...Pişman değilim de, komikti sanırım.

Birkaç yıl önce, tatildeydik...Sevgilimle tartışmıştık, çok

üzgün ve kırgındım. Aslında çok sudan bir sebepti ama

normalde pek fazla şeye alınıp, trip yapmadığım için bu sefer

yapacağım diye işi inada bindirmiştim. Sinirimden gidip

balkonda taşa yattım. Bir süre sonra, baktım hiç ilgilenmiyor,

içeri girdim. Bir şişe şarap açtım, şarabı açtığım çakı ile

oynarken aklıma elimi kesmek geldi. Belki o zaman beni ciddiye

alır diye düşündüm. Çakıyı alıp karşısına geçtim "ben bileğimi

keseceğim" dedim. Şimdi çok komik ve saçma geliyor bu yaptığım :)

Önce ihtimal vermedi, "kesersen kes, bana ne" dedi.

Bu lafın üzerine artık geri adım atamayacağım için çakıyı bileğime

sürmeye başladım. ( ki hiç öyle bir niyetim yoktu, kendime bilerek

iğne bile batıramam, kan görünce midem bulanır, başım döner )

Sevgili, niyetimin ciddi olduğunu anlayınca çakıyı elimden almaya

kalktı, ben vermek istemedim ve boğuşmamız esnasına parmağım

kesildi, hem de bayağı derin..

"Akacak kan damarda durmazmış" diye boşuna dememişler!

Sonuç olarak barıştık ama parmağımda o kesiğin izi kaldı...

Şimdi durduk yerde bunu neden anlattım bilmiyorum, birden

aklıma gelince yazıverdim işte...Aslında mayısla başlayıp

kısa kısa bazı şeylerden bahsedecektim. O da başka zamana

artık, şimdilik yeter :)

4 yorum:

hasanC dedi ki...

1- Bahar mutsuzluğu yaşıyorsun sen, geçer mi? Geçer...Fakat bu sefer de yaz mutsuzluğu başlayabilir... Mutsuzluklar biter mi? Bak, buna net bir cevap veremiyorum... Sanki bir yanımız hüzün, bir yanımız neşe dolu..Ve nereden bakarsak yaşam öyle şekilleniyor...
2- Mayıs isimli bir kız çocuğunun olacağına çok sevindim ( Yuh! Bu adam yazıyı okumamış deme, okudum ve bende bıraktığı izlenim 5 vakte kadar bir kızın olacağı ve ismini de Mayıs koyacağındır.) Allah analı babalı büyütsün...
3- Kadın ve bıçak yanyana geldi mi ordular bile durduramaz diyen büyük kumandan demek ki haklıymış, bunu da öğrenmiş oldum...
4- Salma kendini... Silkelen biraz..Git saçlarını kısacık kestir, sonra Kanyon'a gel; çok şık Prada çantalar var, al birini tak koluna... Oh bee... Şöyle elinin tersiyle de itiver sorunları geri dönüşüm kutusuna ( silme ama gerekirse daha sonra yeniden çıkartırsın ), geç bir aynanın karşısına ve haykır " yeryüzünün en güzel kızı benim " diye.... İnan o kadar çok rahatlayacaksın ki anlatamam. ( Ben bu formülü prada çanta ve en güzel kız bölümleri hariç uygularım bazen...İşe yarıyor, aldıklarımın son ödeme tarihi gelene kadar mutluluktan uçuyorum....)

Adsız dedi ki...

hmm bahar hüznünden öte sanki...
bu ruh durumu..
hızla geçirmeli..
yoksa sonra bi bakıyosun parmak hesabı yapıyorsun..
şu kadar amanım kaçtı gitti diye..

mayıs kız biliyorum olur..
benim kaynak oğul 18 sene sonra olmuştu kararımdan
yaş 13 14ken karar vermiştim..o isime..=)

atalet..

alpernatif dedi ki...

Parmağı çakıyla kesmeyi kurban bayramına denk getirebilirseniz dinimizce caizdir,bir zararı olmaz :D

Ada dedi ki...

HasanC'ye :
1-Mutsuzluğum mevsimlerden değil Hasan..Neşe ve hüzün içiçe daima.
Benim derdim başka...
2-Çok güldüm buna, 5 yıla kadar fikrim değişir mi bilmem..Ki çocuk sevmem ve istemem :)
3- Ben de o lafı duymamıştım :)
4-Saçlarım uzun değil zaten ama kısacık kestirirsem o zaman daha beter bunalıma girerim.
Prada çanta hahaha, ya ben kendime ihtiyacım olan markasız ayakkabıyı alamıyorum ne diyorsun :) Aynaya gelince, kendimi kandıramam ki ben öyle :p

Atalet'e :
Bahar hüznü değil evet...
Bırakmıyorlar ki geçsin!
Ne istediğii bilmek seninki olsa gerek..Mayıs kız anlık bir fikirdi, geldi geçti :)

Alper'e :
Yok bir daha almayım ben hiç :)