3.10.2007

Göynük



Beypazarı'ndan sonraki durağımız Göynük..
Göynük'e gelmeden önce geceyi buraya yakın olan Doğa Otel'de
geçiriyoruz. Sabah horoz sesleri ve etrafta hiç bir yerleşimin
olmadığı tertemiz havalı bir yerde uyanmak çok güzel oluyor.



Odamızın penceresinden sabah gün aydınlanırken..

Kahvaltıdan sonra otelden ayrılıyoruz ve önce Çubuk gölüne gidiyoruz.
(Burayı daha sonra gördüğümüz diğer göllerle birlikte anlatacağım)
Çubuk gölünden sonra Akşemseddin diyarı olarak bilinen, Bolu'nun
yeşillikler içindeki şirin ilçesi Göynük'e varıyoruz. Beypazarı'na göre
daha küçük ve çok sakin bir yer olmasına rağmen burayı daha çok
seviyoruz sanki...Gruptaki çoğu kişinin düşüncesi böyle.
Yöredeki yapılaşma yine eski Türk evleri tarzında.

Gazi Süleyman Paşa camii ve yanındaki Akşemsettin Hazretleri'nin
türbesini ziyaret ediyoruz. Cami nedense ziyarete kapalı olduğu için
sadece kapıdan bir göz atabiliyoruz. Orhan Gazi'nin oğlu Süleyman Gazi
döneminde yapılmış. Türbe de henüz açılmamıştı ama ısrarlı konuşmamız
karşısında görevli kapıyı açıyor. İçeri girmeden önce rehberimiz
Akşemsettin'in hayatını anlatıyor, Fatih Sultan Mehmet'le ilgili olanlar
dışındakileri pek bilmiyordum. İlginç bir hikayesi var.
Resimlerini ve hikayeyi yarın yayınlayacağım.

Sokaklarda yürürken balkon veya bahçelerinde oturanlar bize
içtenlikle hoşgeldiniz diyor, insanlar çok sıcakkanlı...Esnafı da çok
misafirperver. Kuru bakliyat ve yöresel yiyecekler satılan bir dükkana
girdiğimizde bütün gruba kekik çayı ve ürünlerinden ikram ediyorlar.

Bölgenin en önemli geçim kaynağı tavukçuluk, Mudurnu'nun kriz
döneminden sonra azalan tavuk üretimini burası devam ettiriyor.
Ayrıca Bombay fasulyesinin de önemli bir yeri var.











1922 yılında düşman işgalinden kurtulduktan sonra
yapılan Zafer Kulesi. Saat kulesi olarak ta biliniyor ama
üzerinde saat yok.


Kule ve Göynük evlerinin maketleri hediyelik eşya
olarak satılıyor.




3 yorum:

velenapruva dedi ki...

göynüğe geçen yıl günü birlik gittim. hatta minnoşun göl sünnet gölü kenarında çok güzel fotoğraflarını çekmiştim. Nefti yeşil mini iskelesinde.

Orada bir pansiyon konakta dinlendik... çok keyifli bir köy kahvaltısı verdiler.. bir de tam meydanda çok şirin bir lokantaları vardı. minicik.. serçe parmağı kalınlığında zeytinyağlı asma dolmaları vardı...

evet çok keyifli bir yer...

yağmur dedi ki...

Ankara'yı 70 kilometre geçince başlıyor yeşillik
biz öyle hasretizki Kirazcığım bir avuç yeşile
Bolu da tam göbeği yeşilin doğanın her ilçesi her köyü başka güzel
Ankara'dan kalkıp günübirlik gidiyoruz piknik için...
Ama benim bu aralar manyak korkularım yüzünden evden çıkmayı bile istemiyorum :(
senin gezi resimleri moral oluyor
çünkü nereye gitsem bir vasıtaya binmek sorunda kalacağım ...
Neyse yaza kadar atlatırım inşallah bu yaz daha dolu dolu geçer dilerim ...

H@NDE dedi ki...

Kirazcım yeni bloğun hayırlı uğurlu olsun!
Allah bi geride kalanlara blogcuda sabır versin :-)