18.07.2010

Sperm Bankası Çocukları




- Anne , ben nasıl dünyaya geldim ?
- Seni sperm bankasından aldım yavrum .
- Nasıl yani anne ya, hem benim babam kim? nerede ?
- Baban kim ve nerede bilmiyorum ama numarası var : 5716
- Hıı !!!

Geçen haftanın gündem konularından biriydi, Amerika'daki sperm
bankası sayesinde bebek bekleyen oyuncu. Bir kaç yerde röportajını
okudum. Ona göre her şey toz pembe ve o kadar kendinden emin ki ;
- Herşeyin çok güzel ve çok mutlu olacağından.
- Çocuğuna çok iyi bakıp yetiştireceğinden.
- Çocuğu büyütmek için illa babaya ihtiyaç olmayacağından.
- Evliliklerin zaten uzun sürmediğinden , mutlu evliliklerin kalmadığından,
babaların çocukla çok da ilgilenmediğinden v.s v.s

Evet çocuğa iyi bakıp, yetiştirebilir. Bir baba olmadan da bunları yapmak
mümkün. O kadının çevresi de bunu hoş ve normal karşılayabilir..
( Eminim ona özenip bunu yapmak isteyen bir sürü kadın da çıkacak.)

Ama çoğu kimsenin düşünmediği bir şey var :
O çocuğun büyürken ve büyüdükten sonra neler hissedeceği ,
psikolojisinin nasıl etkileneceği, bunu kabullenmesinin kolay olup

olmayacağı, annesine hak verip vermeyeceği gibi bir sürü soru işareti…
Babasız büyüyen bir sürü çocuk var ama büyük çoğunluğunun
- Baban nerede? kim? ne iş yapıyor? gibi sorulara verecek bir

cevabı var...Babası ölmüş veya uzakta olsa bile, babasının anıları ,
baba tarafından akrabaları, en azından babasının resimleri var...

Oysa bu çocuk ne desin ! Hangi anıyla avunsun!
Bence bu yöntemle çocuk doğurmak sadece BENCİLLİKTİR ve

o çocuğa haksızlıktır.Bunun modernlik, kendi ayakları üzerinde durabilen,
her şeye yetebilen güçlü kadın imajı ile bir alakası yoktur...


Ada / 25.01.2007
...........................................................................................
Yukarıdaki yazıyı ülkemizde sperm bankasından çocuk sahibi olan ilk ünlü
kişi Leyla Bilginel hamile iken yazmıştım. Aradan geçen üç buçuk yılda
bu yolla bebek sahibi olan Güner Özkul dışında medyaya yansımayan insanlar
mutlaka olmuştur...Son gündeme gelen iseSevda Demirel.
Benim düşüncelerimde de bir değişiklik olmadı. Sadece eklemek
istediğim bir kaç şey var:

Annelerin bu kadar çok istedikleri ve her şeyi, herkesi karşılarına alarak
dünyaya getirdikleri çocuklarına iyi bakacaklarından, ellerinden gelen en iyi
imkanları sağlayacaklarından şüphem yok. Bir noktaya kadar onları da
anlayabiliyorum aslında. ( adam gibi adam bulmak kolay değil v.s v.s )

Ama söz konusu bir insanın hayatı olunca sadece kendi isteklerimizi
düşünmek gerçekten de bencillik...Bu bebekler, hep bebek olarak kalmayacaklar,
çocuk, ergen, genç, yetişkin olana kadar pek çok yollarda yürüyecekler.
Her türlü imkana sahip bireylerin çocukları bile hayatlarının bir döneminde
bunalımlar yaşıyor...Anne baba ne kadar iyi olsa da çoğu çocuğun doğasında
bir nankörlük, bir memnuniyetsizlik vardır...Ben de ergenlik zamanlarımda
annemlere az çemkirmemişimdir " bu dünyaya gelmeyi ben mi istedim,
neden beni doğurdunuz!" diye...Hatta bir gün "bana sordunuz mu " demiştim de
babam "kusura bakma kızım, görseydik sorardık ama olmadı işte" demişti :)
Sperm bankası çocuklarının şartları ne kadar iyi olursa olsun, ne kadar sevgi
dolu
ortamda büyürse büyüsün, bir yanı hep eksik kalacak, hep babasını merak edecek...
Ki bazen haberlerde okuruz, sperm bankasından alınmış çocukların babalarını
aramak için dernek, web sitesi kurduklarını, çoğunun bunu kaldıramadığını....

Sevda Demirel melez bebekleri çok seviyormuş, o yüzden siyahi sperm almış!
Bence bu daha da vahim. Zenci nüfusun çok çok az olduğu bir ülkede o çocuğa
iki kere kötülük edilmiş oluyor...İlkokul çağlarında çocuklar daha acımasız olur,
arkadaşları tarafından maruz kalacağı alayları düşünsenize....
Çok mu karamsar düşünüyorum ve yazıyorum diye sorguladım kendimi ama
hayır hiç sanmıyorum!

Sağlık Bakanlığı "soyu korumak" amacıyla bu yolla bebek sahibi olunmasını yasaklamış. Bana kalırsa soyu korumak değil, "çocukları ruh sağlığını korumak" için yasaklanmalıydı.


Sevda'nın röportajında şöyle bir cümle dikkatimi çekti :
"Sperm bankasını istememin nedeni; hijyenik olmasıydı. Şimdi pırıl pırıl adamlar AIDS

hastası... Bebeğimin babası belki Tanzanya'nın bir ormanından belki

başka biri yerden ama en azından sağlıklı olduğunu biliyorum "

Tamam bedenen sağlıklı olabilir ama ya karakteri, ruh sağlığı nasıl? bunu
biliyor mu? Belki adam veya ailesinden biri psikopatın teki...Belki çocuk gidip
en uyuz amcasına, halasına çekecek! Kaldı ki bu adamlar spermlerini para
için satan insanlar!

Hayatta hiç birşeyin garantisi yok, bilip tanıdığımız insanların bile...Ama dediğim
gibi "bir insanın hayatı" hele ki kendi çocuğunuz için bu kadar riske girmeye değer mi!

Çocuk sahibi olmak için bunun yerine evlat edinilse daha iyi olmaz mı?
Evet biyolojik anne olmakla, evlatlık almak arasında fark var elbet ancak
dünyaya yenik başlamış bir çocuğa yeni bir şans vermek, hiç doğmamış bir
çocuğun bütün hayatını etkilemekten çok daha anlamlı olmalı...

D.N : Sevda Hanım 15 günlük hamile olduğunu açıklamış, aslında bu bana tuhaf
geldi, insan en azında 1-2 aylık olana kadar bekler..Bunu dikkat çekmiş olmak
için de söylemiş olabilir yani :)

2 yorum:

Adsız dedi ki...

bu konuda aklıma gelen en korkunç şey ne biliyor musunuz?
belkide bir süre sonra insanların ancak DNA testinden sonra kardeş(veya 1.derece yakın) olup olmadıkları anlaşıldıktan sonra beraber olmaları zorunluluğu doğacak:(
baba çocuklarını bilemediğince kardeşlerde birbirini bilemeyecek..

Ki en büyük özlemimdi anne olabilmek :(
bir çocuğu illa rahminde büyüterek mi anne olmalı sorusunu daha çok cevaplamalı belki insanlar..Yüreğimizde büyüttüklerimizinde anası babası pekala olabiliriz..
Siz ne dersiniz?

S'öz

Adsız dedi ki...

Merhaba S'öz,

Atladığım çok önemli bir konu bu.
Kardeşler veya en yakın akrabalarla
birlikte olma riski :( Bu yöntemle çocuk sahibi olmamak için bir
sebep daha işte...

Halen daha biyolojik anne olmak istediğimden emin değilim ama 15-16yaşımdan beri doğurmak yerine evlat edinmenin daha iyi olduğunu
savundum :)Elbette yüreğimizde
büyüttüklerimizin annesi olabiliriz, katılıyorum size...
Annelik en başta sevgi ile başlar,
doğurmakla değil...

Ada