Zaman...Usain Bolt'un bile geçemeyeceği hızda akıp giden zaman.
Eylül...En sevdiğim üç aydan biri. Sevgilim sonbahara zarif bir
başlangıcın ismi eylül...yazması güzel, söylemesi güzel eylül...
Yazmak...Hep aklımda olan, kafamda sayfalar dolusu yazdıklarımı
klavyeden ekrana geçiremeden uçuşan kelimelerin uzayın boşluğunda
kaybolması.
Pazartesi...Gerçeklere dönüş günü.
Ramazan...Bin aydan daha hayırlı, ayların sultanı, gönüllerin tacı...
Sakin ve huzurlu.
Oruç...Sukünet, tevekkül, sabır...Benim için açlığın pek sorun olmadığı,
yememek değil de birşeyler içmemenin biraz zorladığı.
( bir de bazı günler başım çok ağrıyıp, dönmese )
Sahur...Ah o uykunun bölünmesi! Gecenin bir vaktinde insanın hiç
yiyesi yokken yemek zorunda olmak...Tekrar uyuyabilmenin ve
uyanmanın karşı konulmaz ağırlığı. Ama yine de iyi ki var olan.
İftar...Bekleyiş ve vuslat.
Çalışmak...Kimi zaman başka şeyler düşünmeye fırsat vermemesi
açısından iyi, kimi zaman overdose yüzünden bıktırıcı.
Zaman aşımı...Yazılacak konuların sendeki güncelliğini veya gündemini
yitirmesiyle bir anda eskiyiveren sözyitimleri.
Lost...İlk sezonu izlemeye birkaç ay önce başladığımda birer ikişer
bölüm izleyip en az bir hafta ara veriyorken, şimdi 2. sezonun sonuna
geldiğimde sürekli merak ettiğim, hatta rüyamda gördüğüm dizi.
( bir ara detaylı yazabilirsem yazarım )
Ve sen...Karanlık bir tünelin ucunda birden görünen ışık gibi aydınlığım..
Halet-i ruhiye...Bir garip...gün içinde belki geri döner, belki dönmez.
Annem Hep Arkamda
2 hafta önce
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder